1 Mayıs 2009 Cuma

işte taksim işte 1 mayıs



      30 yıllık özlemin son bulduğu bir gündü 1 Mayıs 2009. 

32 yıl önce katledilen, panzer altında ezilen, vurulan arkadaşlarını olayın olduğu yerde Taksim Meydanında anmak için 30 yıldır özlem çeken , geçen seneki Tayyip yönetiminde Boyunsuz ile Palabıyığın uyguladığı Orantılı Güç ün bile korkutmadığı binlerce insanın özlemlerini giderdiği bir gündü.

Her milli maç sonrasında konser verilen, 19 mayıslarda 23 nisanlarda şenlikler yapılan Taksim Meydanı bu sefer uzun zamandır görmediği dostlarıyla kucaklaştı az da olsa. 

Haftalar önce konuşulmaya başlandığında DİSK ve KESK kararlı bir şekilde yine Taksim Meydanındayız demişlerdi. Bu sırada azalan oylardan ve geçen seneden korkmuş olmalıki 1 Mayıs'ı resmi tatil ilan ediverdi tayyip, ve yine şaşırtıcı bir biçimde 1 gün öncesinden makul bir sayıyla çıkabilirsiniz dedi. Ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar diyerek bi zamanlar kendisininde ayak olduğunu unutan Tayyip en sonunda onların yıllarca istedikleri ve hak ettikleri 2 şeyi kabul etmek zorunda kaldı. 

Ve 1 mayıs günü aklım orda gözüm televizyonda , ah keşke dedim, binlerce insan Taksim Meydanında çıktığında, Bende orda olmak isterdim, tanımadığım ama çok iyi bildiğim insanlarla 1 mayıs marşını söylemek avaz avaza yumruk havada .




Ve şimdi inanıyorumki gelecek sene çok daha farklı olucak 1 mayıs, Geçmiş günlerdeki gibi tıklım tıklım...





ve geçmiş günleri unutmayarak....




7 Ocak 2009 Çarşamba

25...

25. yaşıma basmış bulunuyorum... dile kolay bir çeyrek asır geçmiş doğalı.

Şöyle geriye dönüp baktığımda görüyorumki olmak istediğim yerde değilim...

Jeofizik mühendisi adayıyım hala,yaşıtlarım gemicik almışken, ben hala difiyle denklemiyle boğuşuyorum. halbuki 3-4 yaşlarındayken tır şöförü olmak isterdim (otoyol savaşçısı) azcık daha büyüyüp akıllandıktan sonra ise paleontolog (jurassic park gişelere yeni girmişti) . Liseye başlayıp da ufkum aydınlanınca tasarımcı olmak istedim mimar veya endüstriyel....

Bekarım ayrıca, Lise arkadaşlarım nişanlanmış hatta evlenmişken. Universite boyunca bulamamışken hayatımın aşkını platonik aşkımın nişanlandığını öğrendim.(e tabi park yeri bulmamda yanımda olan şans, konu kızlara gelince yüzüme bile bakmadı)...neyse..

E ne iş nede askerlik hallolunca hala ailemle yaşiyorum normal olarak. Oysa 1+1 e çıkmayı düşünüyordum, Tüm maaşı ikea yla teknosaya yatırıp.Haftasonları PS3, wii partileri, arkadaşlarla beraber maç izlemeler, eve kız atmalar fln.(bu arada DVD koleksiyonum hızla artmaya devam ediyor, elbet bir gün manitayla beraber plazma da izlicem onları)...

eurorail ve work&travel da artık hayal oldu bahsetmeye gerek yok..

dediğim gibi:

25. yaşıma basmış bulunuyorum... dile kolay bir çeyrek asır geçmiş doğalı.

geriye değilde etrafıma bakıyorumda ben memnunum be olduğum yerden. Annem babam hala hayattalar, ve bana verilecek en güzel hediyeyi verdiler.Kendisi 193 boyunda, sağlam yumruk atabiliyor, ve hala abisine borç verebiliyor. E istediğim yerde okumamış olabilirim ama hala içimdeki kağıda birşeyler çiziktiren çocukla küsmedim. Ayrıca 'O' nun hala dışarda bi yerde beni beklediğine dair ümidimide kaybetmedim.Hatta yurt dışına açılıp 'O' nu arama niyetliyim kesin.

dediğim gibi:

25. yaşıma basmış bulunuyorum... yolun yarısındamıyım yoksa daha gişelerimi geçtim bilmiyorum. ama daha gencim, hayat uzun ve harcayacağım bolca zaman var....


ozaman bugüne özel pink floyd dan gelio:


ticking away the moments that make up a dull day
you fritter and waste the hours in an offhand way.
kicking around on a piece of ground in your home town
waiting for someone or something to show you the way.

tired of lying in the sunshine staying home to watch the rain.
you are young and life is long and there is time to kill today.
and then one day you find ten years have got behind you.
no one told you when to run, you missed the starting gun.

so you run and you run to catch up with the sun but it's sinking
racing around to come up behind you again.
the sun is the same in a relative way but you're older,
shorter of breath and one day closer to death.

every year is getting shorter never seem to find the time.
plans that either come to naught or half a page of scribbled lines
hanging on in quiet desperation is the english way
the time is gone, the song is over,
thought i'd something more to say.

home, home again
i like to be here when i can
and when i come home cold and tired
its good to warm my bones beside the fire

far away across the field
the tolling of the iron bells
calls the faithful to their knees
to hear the softly spoken magic spells...........

1 Ocak 2009 Perşembe

kaşınan bir yara : filistin

yeni yıla bombardıman altında giren filistinde onlarca masum ölürken hemen hemen herkes israil i katliam yapmakla suçluyor....





Peki israil neden filistine saldırıyor ve neden hastanelere, okullara camilere saldırıyor.







Şimdi bi tarafta İsrail var.Bir devlet.Sınırları ve bu sınırlar içinde yaşayan vatandaşları var.Ve bir devlet olarak en büyük hakkı vatandaşlarını tehlikelerden korumak. Ayrıca güçlü bir devlet, arkasında ABD ve İngiltere var. dini inanç bakımından hristiyanlar tarafından da korunan bir ülke.Bulunduğu topraklarda musevilere göre vaadedilmiş topraklar.





Öbür tarafta Hamas Terör örgütü var. Amacı israilin bulunduğu topraklarda filistin islam devletini kurmak. tabiki yasadışı bir örgüt ve dünyada çoğu ülkede terör örgütü listesinin başında. Siyasi olarakda güçlü bir örgüt, seçimlerde geçiçi hükümetin çoğunluğunu ele geçirmiş durumda. Arkasını araplardan gelen finansal desteğe dayamış durumda. yani para derdi yok.

(bu arada farkettinizmi nedense hiç bir arap ülkesinde olayı kınayan bi açıklama veya gösteri yapılmadı)





Bir ülkenin kendi topraklarına ve halkına tehdit oluşturan bir terör örgütünü yok etmek için yaptığı bu karşı saldırı veya bombardıman neden bu kadar tepki çekiyor?





Nedeni Hamas'ın uyguladığı terörün türü ve yöntemi.Bütün terör örgütleri gibi hamas da saldırılarını ya siviller üzerinden yapiyor yada masumları kullanıyor. Gençlerin eline keleş verip tam donanımlı israil askerlerinin önüne atıyolar, beyinlerini yıkadıkları kadınların, çocukların beline bomba sarıp onları şehrin merkezine bırakıyorlar. Mevzilendikleri, merkez seçtikleri yerler nedense ya okul ya hastane yada cami. ayrıca hem savaş zamanı hem ateşkes zamanı israile binlerce roket gönderende onlar, mevcut ateşkesi bozup fitili ateşleyende onlar.



İsrailin 27 aralık gecesi yaptığı füze saldırısında 200 den fazla sivil öldü. Tamam çok vahşice bir olay ama İsrailin bu saldırısı '' kitabına uygun olarak ''sivillere yönelik değildi hamas a yönelikti ve hamas nedense sivil halkın arasında saklanıyor ve saklanmaya devam ediyor.Bu böyle devam ettikçe de islami kesim daha çooook israili kınayacak ve lanetleyecek......ama bilmeleri gereken bir şey var her ne kadar isralin yaptıkları insanlık dışıda olsa HAMAS'ın uyguladığı terörizm İSRAİL i haklı çıkarmayavdevam ediyor.....



kendi açımızdan bakarsak da pkk ile hamasın hiç bir farkı yok, PKK ya karşı mücadelemizde ne kadar haklıysak israilde hamasa karşı mücadelesinde o kadar haklı....










dip not: dünyada terörist örgüt olarak tanınan hamasın lideri geçenlerde davet üzerine Türkiyeye gelmiş ve amerika ve isralin tepkisini çekmişti...

20 Aralık 2008 Cumartesi

bıyık veyahut bıgı

Geçenlerde uyku tutmaması üzerine kanal kanal gezerken bir magazin programına denk geldim. Adanalı dizisinin setinden bildiriyordu muhabir. Yönetmen şöyle bir anısını anlattı:

efendim geçenlerde yolda giderken bir komser onu durdurmuş vede 'bravo çok güzel bi dizi tebrik ederim ' demiş bide eklemiş ' afferim polis dediğin bıyıklı olur'.

şimdi sizce kimdir bu komser? size bi ipucu

C. Cerrah desem? veya Celalettin C.

bildiniz dimi. kendisi 2003 den itibaren İstanbul İl Emniyet Müdürü görevinde. Onun döneminde Türk Polisinin yaptıkları ve yapmadıkları ortada. Ama onun gözünde bir polisi polis yapan BIYIK tır.

Ama istemeden çok büyük bir sorunun cevabını verdi:

Gerçek polis sahte polisden nasıl ayrılır,

bknz: bıyık..........




not: 2-3 gün önce polisler hasta taşıyan ambulansı durdurdular. acaba gerçekten hastamı taşıyor yoksa yalandanmı açtı sireni diye. sonuç hasta hastahaneye ulaşamadan öldü... sizce bunun suçlusu kim? (tabikide hasta olmaya kalkışan vatandaş)

16 Aralık 2008 Salı

ünivörsitiğ of kocaeliy

7 yıldır profosyonel olarak üniversite öğrencisiyim. 2002 yılında Kocaelinde Jeofizik mühendisliğine yazılmamla başladı ve 2009-2010 senesinde sona erdirmeyi düşünüyorum.Kısacası okulu uzattım.

Düşük puan almışsanız ya puanınızın yettiği bi bölüme ya özel üniversiteye girersiniz yada şansınızı gelecek seneye denersiniz.Ben rehberlikçinin yardımıyla(!) seçtim bu bölümü. Mühendislik okumak istediğim bölümlerden biriydi ama jeofizik değildi. Hayalim ise mimarlık veya endüstriyel tasarımdı. Olmadı.


- - - VİNSAN KAMPÜSÜ - - -



İlk kayıda gittiğim zaman tanıştım vinsan kampüsüyle,

deprem sonrası deniz kıyısına aceleyle yapılmış

prefabriklerden oluşan bi yer. Kuş bakışı tatil köyü gibi ufak bıngalov lar, basket sahası, kumsal yeşil alan. Düzden bakınca ise çok daha farklı,

Öncelikle ulaşıma el atalım: haydarpaşadan kalkan ve adapazarına giden ada expresi en kolay çözüm, aylık abonmanla 42 evlerden 5 dklık yürüyüş sonrası bindiğiniz minibüsler sizi okulun kapısına kadar götürüyor. iyi güzel değilmi? hyr değil. adapazarı expresi tam anlamıyla hindu expresi gibi, kapıların kapanmadığı hele kışın insanların fenalık geçirdiği şahane bi ortamı var. dilovası ve tavşancıldan binen serserilerde renk ve heyecan katıyor 1.5-2 saatlik yolculuğa.

sınıflar : kışın içersi daha soğukken yazın dışardan daha sıcak, Yağmur zamanı damı akarken, sağanak oldumu değil hocanın sesini kendi sesini bile duyamazsın.

dabulyusi: sabun, tuvalet kağıdı lüks sayılır, kapısı sağlam, tıkalı olmayan tuvalet bulmak zor... sabahın köründeki sınava gelmişken kapıları kilitli bile olabiler.

sosyal aktivite: eee hangi ? ya kantine gidip sigra dumanı altında çay iççeniz, yada yolun karşısındaki cafe lerde poğaça yiyip çay iççeniz ( tabi son senelerde teknoliyle beraber PS 1 ler de geldi)

en güzel tarafına geldik : MERDİVEN YOK. evet 5 sene boyunca değil merdiven 1 basamak bile çıkmadım.



UMUTTEPE


2002 yılından beri 5 sene boyunca seneye taşınılacak geyiği ile nihayet 2 sene önce bölüm olarak taşındık bu yere.

merkezden itibaren yaklaşık 45 dk süren (kış zamanı siz düşünün) bol virajlı bir ralli sonrası minibüsünüzden inip ilk olarak şöyle bir titreyip üşüdüm mınakoyim diyebilirsiniz. sonra aklınıza bir soru gelir hangi akla hizmetle böyle bi kampüsü dağın başına yaptılar.

Cevap :belediyenin şehirleşme projesi. artık sahil boyunca yayılacak yer kalmayınca şehri içeri dağlara doğru taşımak. zaten yolculuk boyunca görürsünüz TOKİ nin yaptığı kutu gibi evleri.

ulan öğrencisin fıstık gibi kampüsün var o kadarda olsun diyebilirsiniz ama sıra bonus a geldi. Üniversite hastahaneside kampüsün hemen yanında. Yani 70 yaşındaki teyze de sizinle beraber yolculuk eder, 85 yaşında başı gözü sargılı amcada.

belediyenin önce binayı yap, suyu yolu elektiriği siktiret bi ara halledersin mantığı sonucu ; böyle bir kampüsün ve hastahanenin yapılacağı ta 2000 yılından belliyken doğru düzgün yolun , düzenli ulaşımın olmayışı kampüsün güzelliğine leke sürüyor.

Keşke bu kampüs 7 sene önce yapılsaydıda hiçte fena olmayan yurdunda kalıp doğru düzgün bi üniversite hayatı yaşasaydım, yada 5. senede bitirip bir an önce bu dertten kurtulsaydım....

Sonuç olarak 7-8 senelik universite hayatımda şu okulun diploma dışında bana verdiği tek şey 4-5 tane sağlam dostluk gerisi hikaye.......

emre

13 Aralık 2008 Cumartesi

batı yakasında neler oluyor?

Yaklaşık 1 haftadır atina ve diğer şehirler yanıyor. sebebi ise polisin tabancasından çıkan kurşunun ' sekerek ' 16 yaşında bi çocuğun ölümüne sebep olması

bir tek kurşun yunanistan gençliğini ayağa kaldırmışken bizim yalnız ve güzel ülkemizde aynısı olduğunda kılımızı bile kıpırdatamıyoruz...

* 13-14 yaşında bi avuç çocuğun 58 yıl hapsi istenio polise taş atıkkları için yerimizden kalkmıyoruz

* polise kimlik soran avukat beyin travması geçirio polis dayağı sonrası (polise göre kafasını ekip otosuna bilerek çarpmış) avukatlardan bile ses çıkmıyor

* polisin kovaladığı bir genç yine polis tarafından sırtından vuruluyor(sebebi ise polisin elinden düşen tabancanın ateş alması) televizyon karşısındayız

* üniversite öğrencilerine hem polis hemde eli baltalı faşistler saldırıyor biz de çıt yok

* 1 mayısta polis işçiyi emekçiyi copluyor, savaştaymıştasına gaz bombası atıyor hemde hastanenin tam ortasına (pardon ama yanlışlıkla polisin elinden düşmüş)

* 14 yaşında ki kıza tecavüz eden 70 yaşındaki moruk rahatça hapisten çıkarken, o sırada evlenme yaşı 14 e çekilsin die yasa hazırlanıyor mecliste

* başbakan çiftçinin annesine selam yollarken, vatandaşından aldığı parayı kendi partisine oy niyetine kömür olarak dağıtırkende susmuştuk

hapse atılan bizim kardeşimiz, tecavüze uğrayan bizim kızımız, dayak yiyen bizim babamız,amcamız, öldürülen bizim abimiz olmasına rağmen yıllarca sustuk,(hani bi ara slogan vardı susma sustukça sıra sana gelicek diye neoldu ona?) sanırım susmaya da devam edicez, hiç bi şey yapmadan, sessiz sakin devam edicez yaşamaya

sanırım iyice koyun olduk, ama dağda bayırda kekik yiyen değilde mezbahada kesilmek için beklerken birbirinin bokunu yiyen koyunlardan

emre